Avukatlık ve Arabuluculuk etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Avukatlık ve Arabuluculuk etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

18 Mayıs 2008 Pazar

Türk Avukatlar Arabuluculuk İle Tanıştı

İngiltere Büyükelçiliği web sitesindeki habere göre:


İngiltere İstanbul Başkonsolosluğu, Türk- İngiliz Avukatlar Derneği ve İngiltere ve Galler Hukuk Topluluğu tarafından ortaklaşa düzenlenen 'Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları ve Arabuluculuk' semineri 18- 19 Mart 2008 tarihlerinde İngiltere Başkonsololuğu'nda yapıldı.

Müzakere, uzlaştırma ve tahkim gibi yargı dışı uyuşmazlık çözüm yolları ve hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk sistemi İngiltere'de hukuk alanında yaygın olarak kullanılan yöntemlerdir. Bu yöntemler hakkında bilgi vermek ve Türkiye'de, İngiltere'de ve diğer ülkelerde uygulanış biçimlerini tanıtmak amacı ile düzenlenen seminere Türk ve İngiliz kaynaklı çeşitli kuruluşlardan üst düzey hukukçular katıldı.

15 Mayıs 2008 Perşembe

Avukatlık Kanunu 35/A

Avukatlık Kanunu'nun 35/A maddesini uygulamak isteyip de uygulamaya dair örnek bulamayanlar için, "uzlaşmaya teklifi mektubu örneği" ve "uzlaşma tutanağı örnek" lerini yayınlıyorum.

Uzlaşmaya Teklifi Mektubu Örneği

Uzlaşma Tutanağı Örneği

08 Mayıs 2008 Perşembe

Türk Arabulucular Sitesi Varmış...


Arabuluculuk konunda Türkçe kaynak oldukça sınırlı olduğu için internette düzenli olarak arama yapmayı alışkanlık haline getirdim. Bu aramalarım sonucunda "Türk Arabulucular Sitesi" yle karşılaştım. Bu benim için oldukça şaşırtıcı bir keşifti. Sitenin adresi "www.mediatorler.biz". Okudukça sitenin arabuluculuğa tepki göstermek için açıldığını farkettim. Sitenin linkleri çalışmıyordu ama arabuluculuğa karşı aktif olarak çalışan Genç Avukatlar Birliği tarafından hazırlanmıştı.


02 Mayıs 2008 Cuma

Terazi Hukuk Dergisi: Yeni Bir Meslek Arabuluculuk



Terazi Hukuk Dergisi Mayıs sayısında, "Yeni bir Meslek Arabuluculuk" başlıklı yazım yayınlandı.

ÖZET:

Bu yazıda halen tasarı halinde olmasına rağmen büyük tartışmalara neden olan Hukuk Uyuşmazlıklarında “Arabuluculuk” Kanunu Tasarısı’nın üzerinde çok yönlü bir değerlendirme yapılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Arabuluculuk, Arabuluculuğun Şartları, Arabuluculuk Eğitimi, Avukatlık kanunu, Reklâm Yasağı Yönetmeliği, Avukatlık Kanunu 35/A, Uzlaşma, Neo Liberalizm

Giriş

Hukuk Uyuşmazlıklarında “Arabuluculuk” Kanunu Tasarı hukuk gündemine düşer düşmez çoğu kanun için gösterilmeyen bir tepkiyle karşılaşmıştır. Tepkiler sadece barolarla sınırlı kalmayıp, özellikle üniversitelerden ciddi tepkiler ve eleştiriler almıştır. Tasarının toptan reddi ile üzerinde değişiklik yapılması önerileri arasında değişen geniş yelpazede, birçok değerlendirmeler ortaya konmuştur.

Ülkemizin uyum sağlamaya çalıştığı Avrupa Birliği müktesebatı mahkeme dışı uyuşmazlık çözüm yolları konusunda düzenleme yapmayı gerektirmektedir. Ancak bu yazıda değinileceği gibi bazı açılardan hiç örneği olmayan bir Tasarı ile karşı karşıya olmamız ve mevcut iktidarın düzenlemeyi en kısa zamanda yasalaştırmaya yönelik kuvvetli iradesi, konunun hukukçular tarafından acilen kavranması ve gerekli tartışmaların bir an önce yapılması gerekliliğini doğurmaktadır. Bu yazıda Tasarının genel hatları ve getirilen yenilikler ve gerekçeleri, avukatlık mesleğine olabilecek etkileri, değişik kesimlerden gelen eleştiriler ve düzenlemenin ideolojik yaklaşımlar açısından değerlendirmesi yapılacaktır.



22 Nisan 2008 Salı

Arabuluculuk Nedir?

Arabuluculuk; hukuk sistemi gelişmiş bütün ülkelerde yaygın olarak kullanılan bir "Alternatif Uyuşmazlık Çözüm" (ADR) yöntemidir. Arabuluculuk; tarafların içinde bulundukları uyuzmazlığı mahkemeye gitmeden çözmelerinde kullanabilecekleri en etkin yöntemdir.

Esnek ve etkili oluşu
arabuluculuğun iş yaşamı, aile, okul ve hatta milletler arası uyuşmazlıklarda bile uyuşmazlığın taraflarını doğru noktada buluşturan bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olmasını sağlamıştır. Aralarındaki uyuşmazlığı, kendi istekleriyle ya da bir mahkemenin önerisi ile arabulucunun eşliğinde çözmeye karar veren taraflar, uyuşmazlık konusunu arabulucuya ileterek, tarafsız, önyargı ve yargıdan uzak bir arabulucu eşliğinde, sorunlarını tartışma ve kendileri için en iyi çözümü, yine kendi hayal güçleriyle sınırlanabilecek özgürlükte çözüme ulaştırma imkanı bulurlar.

Arabulucu tarafları yönlendirmez, tavsiyede bulunmaz, karar vermez. Arabulucu sadece tarafların birbirlerini daha iyi anlamalarını sağlayacak ama yönlendirici olmayan sorular yöneltir. Arabuluculuk müzakereleri aksi kararlaştırılmadıkça gizlidir, ne taraflarca ne de arabulucu tarafından açıklanabilir. Arabuluculuk sürecinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, müzakerede elde edilen bilgiler, daha sonra açılacak bir davada diğer taraf aleyhine delil olarak kullanılamaz.

Mahkeme yargılamasında, tarafların haklı olup olmadıklarına geçmişteki olaylar ve buna uygun hukuk kuralları tartışılarak karar verilir. Mahkemelerin verdiği karar çoğunlukla haklı görülen tarafı bile tam manasıyla tatmin etmez. Uzun ve stresli yargılama süreci, tarafların gelecekte tekrar ilişki kurmalarını da büyük olasılıkla imkansız hale getirmiştir. Arabuluculuğun en önemli özelliği; taraflara, geçmişteki sorunlardan sıyrılarak geleceği, bir daha aynı sorunların yaşanmasını önleyecek şekilde planlama imkanı vermesidir.

Taraflar, eğitimli bir arabulucu eşliğinde kendilerini rahatça ifade etme imkanı bulurlar. Böylece, iletişim eksikliğinden kaynaklanan yanlış anlaşılmaların da ortadan kaldırıldığı bir süreç yaşanır. Arabulucunun mesleki becerileri, görünürdeki sorunlardan çok, tarafların gerçek ilgilerini ortaya çıkarmakta kullanılır. Böylece birbirini daha iyi anlayan taraflar, gelecekteki pozisyonlarını daha doğru alma imkanı bulurlar. İsteklerin ve ilgilerin netleştiği
arabuluculuk sürecinde karşılıklı çözüm önerilerinin müzakeresi ile mahkemede ulaşılması hayal bile edilemeyecek etkili ve adil anlaşmalara ulaşmak mümkün olmaktadır. Arabuluculuk, sihirli gücünü; gelecek odaklı olmasından ve sürecinin sonunda tarafların çoğunlukla ilişkilerini devam ettirmesinden, mutluluk ve barış sağlamasından alır.

© Tanım blog yazarına aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

21 Nisan 2008 Pazartesi

Arabuluculuk sürecinde Avukatların varlığı neden istenmiyor?

Okuduğum birçok makalede avukatlar arabuluculuk sürecini zorlaştıran veya imkânsızlaştıran kişiler olarak tarif ediliyor. Ama genellikle de bu konunun üzerinde pek fazla durulmaksızın diğer konulara geçiliyor, belki de yazar avukatları karşısına almaktan çekiniyordur :) Bu görüşü savunanların çoğunluğunun avukat olmayan arabulucular olduğunu söyleyebiliriz. Peki, neden böyle düşünüyorlar.


  • Öncelikle bir avukattan danışma aldıktan sonra müzakereye başlayan tarafın, pozisyonunda aşırı direnen, dinlemeye kapalı, aşırı şüpheci, her an kandırılmaktan korkan, dikkatli olmak konusunda aşırıya kaçan bir durumda olduğu ifade ediliyor.
  • Avukatıyla devamlı dirsek temasında olan tarafın, müzakereyi küçük bir mahkeme salonu havasına çevirerek performans sergileyen bir avukat gibi davranmaya çalıştığı durumlar olabiliyor.
  • Ayrıntılarda aşırıya kaçılması ve devamlı yaratılan güvensizlik ortamına da avukattan alınmış hukuki yardımın neden olabileceği belirtiliyor.
  • İşleri olaylar ve pozisyonlar olan avukatlar genellikle şekli gerçeklerle ilgilenip tarafların ilgi ve isteklerine odaklanmayı görevleri olarak kabul etmediklerinden, danışmanlık verdikleri tarafın da müzakerelere şekli yaklaşmasına, diğer tarafın ilgi ve isteklerine değer vermemesine yol açabiliyorlar.
  • Gündemleri kısa yoldan varılacak bir anlaşma olmayan avukatların müvekkillerini zor yola yönlendirebildiklerinden bahsediliyor.

Bütün bunlar okuduğum yazıların içinde satır aralarında rastladığım avukatların gölgesinde yapılmış arabuluculuklarla ilgili eleştiriler. Avukat - arabulucuların yazılarında ise böyle eleştirilere rastlamak pek mümkün değil. Çünkü birçoğu öncelikli meslekleri olarak avukatlığa devam ediyorlar. Belki de bu yüzden bu konuya girmek istemiyorlar.

30 Mart 2008 Pazar

Arabuluculuk tutar mı, tutmaz mı?


Arabuluculuğun tutup tutmayacağı konusunda yorum yapanlar genellikle caza uzlaşmasının başarısına dayanıyorlar. Bilindiği gibi büyük umutlarla ceza hukukumuza dahil edilen uzlaşma, Caza Kanunu 'nda işlerlik kazanması için yapılan son değişikliklere rağmen tam manasıyla uygulamaya geçemedi. 2007 yılında İstanbul 'da yaklaşık 400, Ankara 'da ise 100 civarında uzlaşma yapılabilmesi durumun pek de iç açıcı olmadığını gözler önüne seriyor.

Ama arabuluculuk hakkında tahminde bulunurken gözden kaçırılan bir çok nokta var. Ceza uzlaşması için kolluğun, tarafların, savcının, mahkemenin oynadıkları roler söz konusu. Gördüğümüz kadarıyla mahkeme ve savcılıklar uzlaşmayı ellerindeki işin sürecini uzatan bir kurum olarak görmekte, uzlaşma teklifini ise aceleci bir şekilde yaparak geçiştirmektedirler. Bu durum, taraflar için uzlaşma konusunda yeterince düşünme lanağı vermemektedir. Uyuşmalığın taraflarının mahkeme veya savcılık nezdinde itibar görmeyen bir işe girişmek istenmemeleri doğaldır. Bu şartlarda uzlaşma kurumundan da başarı beklemek hayalcilik olacaktır.

Ama arabuluculuğu düşündüğümüzde durum böyle olmayacağını tahmin ediyorum. Öncelikle arabuluculukta süreci istemeyen hakim savcılar değil, sorunlarını çözmek isteyen, gönüllü olarak süreci başlatan taraflar olacaktır. Arabuluculuk üçüncü kişiler tarafından değil değil bizzat tarafların istekleriyle başlayacaktır. Arabuluculuğun yeterince tanıtılması ve yetkin arabulucuların yetişmesiyke halk nezdinde de bu iş zihinlere yerleşecektir. İşi yapacak olanlar bağımsız arabulucular olup rekabet sözkonusu olacağından, arabulucuların yetkinliği ve güvenilirliği tercihlerde etkili olacaktır.

Ceza uzlamasında tarafların uyuşmazlıkları bir "suç fiilinden" kaynaklandığından bu dozda bir çatışmada tarafların istekli bir şekilde uzlaşmaya başlamaları beklenemez. Ceza Hukukundan beklenen öc alma ihtiyacı da uzlaşmaya gidilmesine engel teşkil edebilir. Ancak bir hukuk uyuşmazlığındaki çatışma dozu her zaman onarılabilecek ölçülerdedir. Bu nedenle tarafların tercihleri açısından başvurulması daha kolay bir yoldur. Ben arabuluculuğun ceza uzlaşması ile karşılaştırılamayacak bir başarıya ulaşacağına inanıyorum.

23 Mart 2008 Pazar

Herkes Karşı Çıkarken Arabuluculuk?

Herkes itiraz ederken, bu arabuluculuk yasa tasarısı nasıl yasalaşacak gerçekten merak ediyorum. Adalet Bakanlığındaki Arabuluculuk Yasa Tasarısıyla ilgilenen komisyon sanırım hala gelen eleştiri ve değişiklik önerilerini okumayı bitirememiştir.

Amerikan filmlerindeki itirazcı avukatlar gibi devamlı itiraz ediyoruz. Ama kafamızı kaldırıp da dünyada ne oluyor diye bakanımız pek az. Örneğin ABD de artık dava avukatlığı diye birşey kalmamış durumda. Hakimler günde üç gazete okuyacak kadar zamana sahipler. Adliyelerde in cin top oynuyor. Bu ülkede her türlü uyuşmazlığın %97 si mahkeme dışı mekanizmalarla, özellikle de arabuluculukla çözülüyor.

Avukatlar olarak piyasanın kötülüğünden, müvekkilerin hainliklerinden, para tahsil etmenin zorluklarından yakınırken biraz da kafamızı kaldırıp bakış açımızı genişleterek savaşmaktan, çekişekten başka yolları da meslek portföyümüze katmalıyız.

Bunu yapmak tabii ki burada yazıldığı gibi kolay bir şey değil. Toplumsal bir dönüşümün de dahil olduğu bir kabullenme süreci geçirmemiz gerekiyor. Tarih şunu göstermiştir ki; biz pragmatik bir toplumuz. İşimize gelen bir şey olduğu zaman onu baş tacı eder ve 50 yıllık mesafeyi 5 yılda alıveririz. Bence arabuluculuk da böyle bir konu. Mahkemelerde süründürmek gibi bir deyime sahip olan milletimiz elbette bu imkandan yararlanmanın da yollarını en kısa zamanda öğrenebilecektir.

Avukatlar da bu süreçte sadece aman hukuk fakültesi mezunu olmayan arabulucu olmasın korkusunu bir yana bırakarak, olursa olsunlar, zaten bizim yanımızda diğerleri bu işe soyunamazlar diyebilmeli ve bu işin teknik kısmıyla ilgilenip kendilerini geliştirebilmeliler. Bunun aksi yani şu anda yaşadığımız durum, malesef özgüvensizliğin belirtisinden başka birşey değildir. Usul Hukuku nasıl bir dava avukatı için iyi bilimesi gereken bir konuysa, artık müzakere teknikleri ve arabuluculuk da öğrenilmesi gerken bir konudur.

İtiraz ettiğimiz kadar öğrenmeye zaman ayırsak rakiplerimize çoktan fark atmış olurduk...

13 Eylül 2007 Perşembe

Reklam Yasağı Kıskacında Arabulucu – Avukatlık Mümkün mü?


Görüşe Açılan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı kapsamında, mevzuatımızdaki birçok hükmü göz önünde tutarak tartışmamız gereken konulardan birisi de kanuni düzenleme ile yeni bir meslek olarak hayatımıza girecek olan Arabuluculuğun Avukatlık mesleğiyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusudur.

Avukatlık Kanunu Avukatlık mesleğinin bağdaşıp bağdaşmadığı konuları, bu kanun gereği yürürlükte olan Reklam Yasağı Yönetmeliği ise Avukatların mesleklerini yaparken kullanabileceği sıfatları, tabelasının boyunu ve kullanabilecek renk sayısını, kartvizit ve başlıklı kağıtlarda bulunabilecek bilgileri bile gerekli ya da gereksiz yere düzenlemiştir. Bu kadar ayrıntılı ve derinlemesine yapılan düzenlemeler açıkça Avukatlık Kanununda düzenlenmedikçe ya da zikredilmedikçe o işin avukat tarafından yapılamayacağı sonucunu doğurmaktadır.Öncelikle Avukatlık Yasamızdaki konuyu düzenleyen hükümlere bakmak gerekir. Mesleğimizle bağdaşan işler Av. Kan. 11 ve 12. maddelerinde düzenlenmiştir. Maddelerin metinlerini hatırlamak gerekirse:

Kanun No: 1136
Avukatlık Kanunu
Kabul Tarihi: 19.03.1969
R.G. Tarihi: 07.04.1969R.G. No: 13168

Avukatlıkla birleşemeyen işler:
Madde 11 - Aylık,ücret, gündelik veya kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen hiçbir hizmet ve görev, sigorta prodüktörlüğü, tacirlik ve esnaflık veya mesleğin onuru ile bağdaşması mümkün olmayan her türlü iş avukatlıkla birleşemez.

Avukatlıkla birleşebilen işler:
Madde 12 - Aşağıda, sayılan işler 11 inci madde hükmü dışındadır;
a) Milletvekilliği, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliği,
b) Hukuk alanında profesör ve doçentlik,
c) Özel hukuk tüzelkişilerinin hukuk müşavirliği ve sürekli avukatlığı ile bir avukat yazıhanesinde ücret karşılığında avukatlık,
d) Hakemlik, tasfiye memurluğu, yargı mercilerinin veya adli bir dairenin verdiği herhangi bir görev veya hizmet,
e) Kamu iktisadi Teşebbüsleri Hakkında 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede başka iş veya hizmetle uğraşmaları yasaklanmamış bulunmak şartıyla; bu Kanun Hükmünde Kararnamenin kapsamına giren İktisadi Devlet Teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları ve bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ve iktisadi Devlet Teşekkülleri ile Kamu İktisadi kuruluşları dışında kalıp sermayesi Devlete ve diğer kamu tüzelkişilerine ait bulunan kuruluşların yönetim kurulu başkanlığı, üyeliği, denetçiliği,
f) Anonim, limited, kooperatif şirketlerin ortaklığı, yönetim kurulu başkanlığı, üyeliği ve denetçiliği ve komandit şirketlerde komanditer ortaklık,
g) Hayri, ilmi ve siyasi kuruluşların yönetim kurulu başkanlığı, üyeliği ve denetçiliği,
h) Gazete ve dergi sahipliği veya bunların yayım müdürlüğü, Milletvekilleri hakkında, 3069 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeliği ile Bağdaşmayan İşler Hakkında Kanun hükümleri saklıdır.(
e) bendinde gösterilenlerin, Hazinenin, belediye ve özel idarelerin, il ve belediyelerin yönetimi ve denetimi altında bulunan daire ve kurumların, köy tüzel kişiliklerinin ve kamunun hissedar olduğu şirket ve kuruluşların aleyhinde; il genel meclisi ve belediye meclisi üyelerinin de bağlı bulundukları tüzel kişilerin ve yüksek öğretimde görevli profesör ve doçentlerin yüksek öğretim kurum ve kuruluşları aleyhindeki dava ve işleri takip etmeleri yasaktır.Bu yasak, avukatların ortaklarını ve yanlarında çalıştırdıkları avukatları da kapsar.

Görüldüğü gibi yeni oluşmakta olan ve Avukatlar olarak sahiplendiğimiz Arabuluculuk mesleği, 11. maddeyle çatışma halinde. Eğer bir avukat kendi mesleği yanında Arabuluculuk da yapacak ve bu sıfatı kullanacaksa mevcut duruma göre Aylık, ücret, gündelik veya kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen… hizmet ve görev yapmış olacak ki bu da bizi disiplin sorumluluğuna sokacak bir durumdur. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu tasarısındaki düzenleniş tarzı itibariyle arabuluculuk, Av. Kan. 12/d maddesinde düzenlendiği gibi "yargı mercilerinin ya da adli dairelerin verdiği herhangi bir hizmet ya da görev" de sayılamayacağından", Arabuluculuk avukatın kendi mesleği dışında yaptığı "ücretli" bir iş halinde kalmaktadır. Çünkü tasarı şu haliyle mahkeme ve adli merci yönlendirmesiyle Arabuluculuk konusunu düzenlememiştir. Zaten mahkeme referanslı Arabulucuğun düzenlenmesinin yeri bu tasarı değil HUMK olabilirdi.

CMK da düzenleme bulan, savcılık soruşturması ya da ceza yargılaması sırasında tarafların tamamının kabul etmesiyle görevlendirilecek "Uzlaştırıcı" (= değil Arabulucu) nın görevlendirilmesi mahkeme veya savcılık tarafından istendiğinden, Avukatlıkla bağdaşmama problemi yoktur. Uzlaşmaya ilişkin yönetmelikte Barodan Uzlaştırıcı Avukat istenmesi usulünün de düzenlenmiş olması bu konuda tereddüte yer bırakmamıştır.Konuyu ayrıca “Reklam Yasağı Yönetmeliği” açısından incelediğimizde, yine avukatların yaptıkları işi duyurmaları yönetmelikle yasaklandığından “Arabuluculuk” sıfatının kullanılması da bu yasak kapsamında değerlendirilebilecektir. Reklam Yasağı Yönetmeliği'nin aşağıdaki maddeleri okunduğunda, yönetmeliğin özünden, avukat sıfatıyla birlikte akademik unvan dışında başka bir sıfatın aynı anda kullanılamayacağı sonucu çıkmaktadır.

Yönetmelik: Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği
Kurum: Türkiye Barolar Birliği
Kabul Tarihi: 21.11.2003R.G. Tarihi: 21.11.2003
R.G. No: 25296

Basılı Evrak
Madde 6 - Başlıklı kağıtlar, kartvizitler ve diğer basılı evrak, reklam niteliği taşıyacak aşırılıkta olamaz.Başlıklı kağıtlarda, kartvizitlerde ve diğer basılı evrakta; sadece avukatlık unvanı, varsa akademik unvan, adı ve soyadı, adres, telefon-faks numaraları, internet ve e-posta adresleri ile bağlı bulunulan; Baro ve Türkiye Barolar Birliği sicil numaraları, vergi dairesi ile vergi sicil numarası yer alabilir.Birlikte çalışma halinde; "avukatlık bürosu" ibaresi, avukatlık ortaklığı halinde "avukatlık ortaklığı" ibaresi ve ortaklıkta yer alan avukatların ad ve soyadlarının yer alması da zorunludur.

Ortaklığa mensup avukatların, başlıklı kağıtlarında, kartvizitlerinde ve diğer basılı kağıtlarında; büro ya da ortaklığın adı yanında, kendi ad ve soyadlarını da kullanmaları zorunludur.Başlıklı kağıtlarda, kartvizitlerde ve diğer basılı kağıtta avukat unvanı ve akademik unvan dışında; emekli yargıç, emekli savcı, emekli noter, hukuk uzmanı, marka-patent vekili, sigorta uzmanı, bilirkişi, Bakan, Milletvekili ve benzeri sıfatlar kullanılamayacağı gibi kamu kurum ve kuruluşu ile özel kurum ve kuruluşlardaki, siyasi partilerdeki geçmiş ve mevcut görevler belirtilemez. Barolar ve Türkiye Barolar Birliği organlarında geçmişte görev alan avukatlar bu unvanlarını kullanamazlar. Halen görevli olanlar bu unvanlarını; ancak bu görevin ifasında ve bu görevleri ile sınırlı olmak kaydıyla kullanabilirler.Başlıklı kağıtlarda, kartvizitlerde ve diğer basılı evrakta; avukatın veya avukatlık ortaklığının ad ve unvanını belirtme amacını aşan her türlü yazı, deyim, resim, kayıtlı bulunduğu baro veya Türkiye Barolar Birliği amblemi dışında amblem ve şekiller yer alamaz.Avukatlık hizmeti, hiçbir unvan altında marka tesciline konu olamaz; bu yolda başvuruda bulunulamaz.

Medya İlişkileri
Madde 8 - Bu Yönetmelik kapsamında olanlar;

a) Adres değişikliğini, büro açılışını ve altı ayı aşan ara vermeden sonra yeniden mesleğe dönüşünü; avukatlık ortaklığına girişini ve çıkışını, reklam niteliğini taşımayacak şekilde, gazete ve sair yazılı basın yolu ile bir kez duyurabilirler. Avukatlık ortaklığının tescil ya da sona ermesi ya da ortaklardan birinin ayrılması ilan yolu ile duyurulabilir,

b) Yaşamları, kazançları, mesleki faaliyeti hakkında "reklam niteliğinde" yayınlarda bulunamaz, halen ya da eskiden takip ettiği, devam eden veya sonuçlanmış bir dava hakkında; dava ile özdeşleşip tarafların sözcüsü gibi hareket edemez, davanın hukuki boyutları içinde kalmak kaydıyla ve zorunlu haller dışında yazılı, işitsel ve görsel iletişim araçlarına ve internet'e görüntü, bilgi, demeç veremez, açıklama yapamazlar,

c) Yazılı, işitsel ve görsel iletişim araçlarında ve internet'te röportaj, sohbet, konuşma, tartışma ve benzeri programlara katıldıklarında; reklam sayılabilecek her türlü davranıştan, avukatlık mesleğini zedeleyici her türlü açıklamadan kaçınmak zorundadırlar,

d) Avukat unvanı kullanarak yazılı, işitsel, görsel iletişim araçlarında ve internet'te yönetmen, düzenleyici, danışman ve sair sıfatlar ile dizi, sürekli yayın, süreli ya da süresiz programlar hazırlayamaz, sunamaz, yönetemez, hazırlanmasına, sunulmasına ve yönetilmesine katılamazlar,

e) Gerek mahkemede temsil görevini yerine getirirken, gerek yazılı, işitsel ve görsel iletişim araçları ve internet ile ilişkisinde kendisini veya üzerinde çalışmakta olduğu hukuki işi reklam olabilecek nitelikte ön plana çıkaramazlar.


Yine Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu tasarısında, Arabuluculuk sınavını başaranların Arabulucu Siciline kaydedileceği ve isimlerinin Adalet Bakanlığı web sitesinde duyurulacağı düzenlenmiştir. Bu düzenleme de eğer arabulucuların isimleri "avukat" sıfatlarıyla anılacak ise mevcut haliyle sorun yaratacak bir uygulama olacaktır.

Şu günlerde Ankara Barosu’nun sağladığı olanaklarla 60 dan fazla Avukat Mediasyon eğitiminden geçmiş bulunmaktadır. Eğitim alan mektaşlarım mediasyon bilen avukatlar haline dönüştüler. Ama birçok Avrupa ülkesinde olan Mediatör Avukat Sıfatını kullanmaları mevzuatımız nedeniyle mümkün olamamaktadır.Bu durumda Arabuluculuk mesleğinin biz Avukatlar tarafından, mesleğin adıyla icra edilebilmesi için öncelikle Avukatlık kanunu ‘nun meslekle bağdaşan işlerle ilgili 12. maddesine, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu gereği Arabuluculuk gibi zamanla meslek haline gelecek işlerin de kapsam altına alınması gerekmektedir. Bu konudaki değişiklik iradesinin oluşabilmesi için konunun çeşitli ortamlarda dile getirilmesi gerekecektir. Aksi halde mesleki engeller nedeniyle, büyük zaman ve imkan harcanarak edinilmiş bilgi ve deneyimin çalışma yaşamımıza Avukat sıfatıyla kazandırılması mümkün olmayacaktır.Hukuk Uyuşmalıklarında Arabuluculuk Kanununda geçici maddelerle ya da aynı kanun paketi kapsamında ayrı bir tasarı ile mesleğimizin de düzenlemeye dahil edilebilmesi, Avukatlık Kanunu’ndaki aleyhe durumun da aynı kanun paketi içerisinde yapılacak bir eklemeyle giderilmesi, Arabuluculuk ve Avukatlık Mesleklerinin bağdaşan meslekler haline getirilmesi, bu yasal düzenleme sonucunda Avukatlık ve Arabuluculuk sıfatlarının bir arada kullanılmasının sorun yaratmaması için Reklam Yasağı Yönetmeliğinde değişiklik yapılması gerekmektedir.Bir çok avrupa ülkesinde ve ABD de Avukatlığın Arabuluculuk mesleğiyle çatışması söz konusu bile değildir. Aksine Avukatlar, bu mesleği en iyi icra eden meslek grubunu oluşturmaktadırlar. Aynı şekilde, Avukat - Arabulucu sıfatının yan yana kullanılması da tamamen kabul görmüş bir durumdur. Aynı hakları elde edebilmek için zorlu bir mücadele geçirmememiz dileğiyle...